O zamanlar böyle değildi… O zaman, zaman, insanın kendi kusurundan ötürü reşit olmama halinden kurtulup aklını kullanmaya başlamasıydı. Kant buna “aydınlanma” diyordu. David Hume’e gittim, sırtında kırmızı bir pelerin vardı, dalgındı, sesimle uyanır gibi oldu, ben sevgiyle eğildim, bilirdim, ilk iyi’ye benzerdi, ilk davranışta ve David, bunu hemen anlardı, ilk adımı atana büyük kıymet verirdi…... Read More










