Dört kişiydik; birimiz Ermeni, birimiz Kürt, birimiz Dürzî, birimiz Yahudi… Bu bir fıkra değil, gerçektir. Lübnan’ı seviyorduk. Havasını seviyorduk, toprağını seviyorduk, dağlarını, nehirlerini seviyorduk. Bütün kutsal kitapların kutsallığında birleştiği zeytin, nar ve inciri seviyorduk. Uzun boyluyduk, yakışıklıydık. Ama bizden istenen, kapılardan boynunuzu eğerek geçin idi. Fransız edebiyatını iyi biliyorduk. Verlaine ve Rimbaud’dan çocukluk arkadaşımız gibi... Read More


