Özgün Enver Bulut’un sekizinci şiir kitabı “Kalbe Gazel” okuyucuyla buluştu. Totem Yayınları acılığıyla okurla buluşan kitap “aslında aşk ve sevda şiiridir…” Read More
öp beni ıslak bir güvercine eğilir gibi ayrılma gözlerimden tükenmesin suyumuz yetmiyor suyumuz karanfillere kanımızı mı kullanıyoruz yoksa Her yer yanıyor. “Can kaybı yok ama” deniyor. Oysa doğadaki her şey canlı. Her çıtırtının altında mutlaka bir şey var. Ağaçlar hem canlı hem de can verendir. Toprağın üstü ve altı envai çeşit türle dolu. “Can kaybı... Read More
Çığlık ve yalnızlık ya da sessizlik ve kalabalık… Ya da çığlık ve kalabalık, yalnızlık ve sessizlik… Yalnız olmak, yalnızlaşmak inziva değil, adım adım ölümdür. Ölümü seçmek bazen bir tercih olabilir. O tercih seçenindir. Bir de yalnızlığa itilme durumları var. Tutunamamak buradan başlar. Yalnızlığa itilenin çığlığı olmaz. Sessizdir her daim. “Benzeyerek sevilmez. Anlayarak, büyüterek, katarak, yenileyerek,... Read More
Bugünlerde Tahir Abacı’nın yazdığı Şair Savunması kitabını okuyorum. Dört şair hakkında yazılanları, daha doğrusu onlar hakkında sarf edilen sözleri, onlara yapılan bazı haksız suçlamaları, ki Nazım dışında diğer üçüyle olan dostluğu münasebetiyle masaya yatırıyor. Enver Gökçe, Can Yücel ve Arkadaş Zekai Özger’dir diğer üç şair. Nazım’a özellikle Kuvayi Milliye Destan’ı üzerinden milliyetçilik ve tutsaklığından kurtulmak... Read More
Çoğu yerde söylemişimdir. Türkiye Yazıları Dergisi benim için sadece bir dergi değil, bir okuldur. Lise yıllarımda abone olup, takip ettiğim bir dergiydi. Şiirle ilgilenen biri olarak yeni isimler, yeni şairler tanıdım. Onlardan biri de Ahmet Telli’ydi. İlk kez orada okumuştum ‘Su Çürüdü’ kitabındaki bazı şiirlerini. Seksenli yılların başı ve dönemin o barbarlık günlerinde bir umut,... Read More
Bazen olanı biteni anlamaya çalışmak, düşünen herkesi yorduğu gibi umutsuzluğu da sürekler. Çünkü yanan dünyanın bir yerlerinde umuda, özgürlüğü dair hep gizlenen bir şeyler aranır. Öyle ki, mitler ve efsaneler çağındayız sanki. Pandora kutusuna gizlenmiş, son kırıntı olarak kalan umut bugün de bizimle ve zorbalarla mücadelede en büyük cesaret kaynağımız. Tanrılar çağında değiliz elbet. Ancak... Read More
Gülistan Doku cinayeti artık sır değil. Tıpkı Dersim’de yaşananlar gibi. Kayıp kızlar gibi. Gülistan Doku Dersim’in son kayıp kızıdır. Munzur Kültür ve Doğa Festivali için yazmayı düşünüyorken, aklıma Adnan Yücel’in iki şiiri düştü. Kıymetli bir şair. Ankara’da şiirin sevildiği ve çokça derginin çıktığı yıllar. AYKO dönemi. Benim uğrak mekânım olan Zafer Çarşısı’nın havası… Enver... Read More
Jorge Luıs Borges’in Rüyalar Kitabını okuduğum dönemlerde hiç rüya görmemiştim. Rüyaları anlamaya çalışıyordum. Kitabı yeniden elime alıp okumaya başladığımda peş peşe rüyalar gördüm garip bir şekilde. Bazen eski rüyalarımla karışıyorlar sanki. Hangisi yeni, hangisi eski anlayamıyorum. Birinci rüyada, kendini çaresiz hisseden, zayıf olan bir insana sığınıyordum. Yüzü ve cinsiyeti belirsizdi. Ona hep onun yanından... Read More
Bir kez daha barış kapımızda. Hergün konuştuğumuz önemli kavramları tekrar tekrar yorumluyoruz. Aslında konuşulacak şeylerden çok, artık adımların atılması gerekiyor. Bu anlamda son hali verilen “çerçeve yasa” artık mecliste. Murad edilen şey elbette silahların susması. Silahların susmasıyla birlikte barışın kalıcılığı ve demokratik toplumun önünün açılması. Öyle bir dönemeçteyiz ki arabayı devirmeden geçirmenin yolunu bulmak... Read More
Her dönemin bir dili var. O dönemle ilgili zaman zaman bazı kavramlar gelip karşımıza dikilir. Dikilir de nedir, neyin nesidir söylenir ve geçilir. Kimisi duyulmuş, kimisi duyulmamış ya da günlük iletişimimizde olmayan sözcükler. Bu haftanın en çok konuşulan sözcüğüydü “itibar.” Bir patron, ülke gündemini sarsan ve haklılıklarını “çıplak” olarak duyuran, aç bıraktığı, sefalet içinde... Read More