Doğumla birlikte yalnız ve savunmasız halde dünyaya bırakılmış insanın, kendilik bilincini oluşturabildiği güvenli yer arayışına sürekli engeldir göçler. Dünya, insan için yuva olduğu kadar bir sürgün yeridir. Politik, ‘insani’ ya da ontolojik sebeplerle, meskun mahal edinmenin olanaksız olduğu bu zorlu yeryüzünde durmadan göç eder, yer değiştiririz. Kimliğimizi, ihtiyaçlarımızı, arzularımızı anlamanın, hayatı bildiğimiz gibi yeniden üretebilmenin... Read More




