“Yılda bir kurban keserler halk-ı âlem ‘iyd için Dem-be-dem sâat-be-sâat ben senin kurbânınam” (Fuzûlî) Bayramlar yalnızca dini takvimin belirli günleri değildir. Aynı zamanda toplumların hafızasını, aidiyet duygusunu ve saygı ilişkilerini yeniden ürettiği sembolik zamanlardır. Bayram sabahı erken kalkılır, yeni kıyafetler giyilir, mezarlıklar ziyaret edilir, sofralar kurulur ve en önemlisi insanlar birbirlerine yönelir. Bu yönelişin en... Read More
Yetmişli yılların Türkiye’sini yalnızca sağ-sol çatışmasıyla anlatmak eksik kalır. O yıllarda başka bir şey daha vardı: İnsanlar yaşadıkları şehri değiştirmek istiyorlardı. Bu yüzden yetmişlerin sonuna doğru bazı belediye seçimleri sıradan seçimler olmaktan çıktı. Sandık yalnızca bir başkan seçme aracı değildi; belediye, halkın kendi hayatına doğrudan müdahale edebileceği, kendi sözünü kurabileceği bir alana dönüşüyordu. Ben o... Read More
Gecedir… Abim abim, gündüz, herkes nereye gideceğini bilir, ne söyleyeceğini bilir ama gecedir ve ben hastane önünde başı kesilmiş horoz gibiyim; döne döne, nereye gideceğimi bilmiyorum, kulaklarım aklımın terazisi değil, burnum dünyanın direği değil, ne bir ses duyabiliyorum ne bir koku, ot desen ot değilim, yaprak desen düşmeye bile mecalim yok; umutlarım, acıların içinde ne... Read More
Koç özür diledi mi? Bu soruya verilecek en kolay cevap evettir. Rahmi Koç bir açıklama yaptı ve özür dilediğini söyledi. Fakat mesele tam da burada başlıyor. Çünkü özür, söylendiği anda kendisini tüketen bir eylem değildir. Bir özür yalnızca söylenmiş söz değil, anlamı sürekli ertelenen ve yeniden yorumlanan bir metindir. Bu nedenle soru, “Koç özür diledi... Read More
Bahr çevremde hisâr oldu, ada mahbes bana, Ufuk perde, sâhilim bir kapı-i bend oldu bana. Her seher gözlerimi yumup deryâya bakarım, Göz kapandı mı ne acaib bir cihân açıldı bana. Uzakta bir sefîne var mı, yoksa nazarım mı? Bir işâret düşdü deryâya, mesâfe kuruldu bana. Ben mi görürüm ufku, yoksa göz mü eyler onu?... Read More